Saplantı tutkuyu, tutku yıkıcılığı doğurur. Yıkıp yok etmeye başlarsın ne varsa; hiç farkına varmadan. Acımazsın. Acımak aklının ucundan bile geçmez!
Arzum UzunTutkunun karşısında duramazsın, saplantıya kafa tutamazsın. Ancak kölesi olabilirsin onun! Ve ancak yeni saplantılar edinerek kurtulabilirsin ondan… Saplantının panzehiri saplantıdır; tutkununki de tutku!
Arzum UzunAnlar vardır... Zamanın donduğu anlar. O anlardan birinde, mal gibi kalakalırsınız. Yeni bir şey keşfetmiş, yeni bir yola girmiş gibi hissedersiniz kendinizi. İyi bir andır o, bir bakıma. Koşullar uygun olduğunda, en iyi anıdır belki de yaşamınızın. Ama o anda, içinde bulunduğum durumda, kafamı daha da karıştıracak bir an olmaktan öteye geçemedi ‘o’ an.
Arzum UzunAh ulan! Aşıktım be! Üstelik herif de bana aşıktı… Ama aşk sürüngenlikten başka bir şey getirmiyordu bana… Bir de kalp kırıklığı. O yüzden aklımı kullanıp güvenli olanı seçecektim: Aşkından öldüğüm değil, hoşlandığım ve bana daha güvenilir görünen adama gidecektim.
Arzum UzunGerçi şimdi mesele bu değildi. Mesele Cenk’ten kirlettiği namusumun hesabını sormaktı. Man Down klibindeki Rihanna gibi hissediyordum kendimi şerefsizim! Gidip herfiçioğlunun kafasına sıkacak, sonra da polise teslim olacaktım! Tabii benim tabancam yoktu. Zaten bir yerden tabanca bulsam da kullanabileceğimden emin değildim.
Arzum UzunAnlatmadığım ne kalmıştı? Bunları da anlatıp bitirdiğimde, birlikte olma şansımız kalmamış olacaktı. Bir kadın hakkında bu kadar çok şey bilen bir adam, onu nasıl sevebilirdi? İşin bulmacası nerede kalırdı?
Arzum UzunBirini ya da bir şeyi çok istemek, anlaşılabilir bir durumdur her zaman benim gözümde. Yani, çok istemeyi anlayabilirim. Çok istediği bir şeyi elde etmek için çaba gösterenleri de anlayabilirim. Ama çok istediği bir şeyi alamayınca gözü dönenleri anlamam mümkün değil-di bir zamanlar; hele ki o istenilen başka bir insansa!
Arzum UzunKanal değiştirmek ne sıkıcı bir işti bu ülkede; tüm kanallarda aynı aptal drama dizileri oynuyor, herkes ağlıyor, herkes aldatıyor, herkes aldanıyordu… Herkes aşıktı! Herkesin aynı anda aşık olması yeterince anlamsız değilmiş gibi, gençlik dizileri de dahil olmak üzere her yer, entrikadan geçilmiyordu! Sürekli, birileri birilerinin ayağını kaydırıyor, tuzaklar kuruyor ve bunu anlayamayan diğerleri de hayatlarının felaketleriyle yüzleşiyordu.
Arzum UzunYarım saat geçmeden, tek gecelik ilişkilerin nasıl olması, sonrasında nasıl davranılması gerektiği konusunda, kendim dışında herkese faydalı olabilecek tüyolar ihtiva eden on numara bir yazı yazmayı başarmıştım. Aferin bana! Şimdi esas mesele yazdıklarımı uygulayıp uygulayamayacağımdı. Mesela yazar, “Kendinizi hazır hissetmediğinizde tek gecelik ilişki yaşamayın…” diyordu. Ben, kendimi ne zaman hazır hissetmesem o zaman tek gecelik ilişki yaşıyordum. Sonra diyordu ki, “Bir kere seviştiğiniz bir adam, size aşık olmuş demek değildir. O gecelik size gösterdiği nezaketten etkilenmeyin.” Bak işte orası zordu… Cem’in bana o gece gösterdiği nezaketten sonrasında da geliştirdiği hayvansı tavırdan çok pis etkilenmiştim. Yazarımız şöyle devam ediyordu: “Ne yaptığınızı tam olarak hatırlamadığınız bir geceyi asla sorgulamayın…” Ama ben, sorgulamadan duramıyordum! Hatırlamıyordum ve hatırlamadıkça da deliriyordum. Son olarak şöyle bitiriyordu yazar: “Tek gecelik ilişki olarak başladığınız bir şeyde asla mutlu sona ulaşamazsınız. Kendinizi kandırmayın.
Arzum UzunGünün sonunda her aşk, bir Mustafa Sandal şarkısında bitmeye mahkumdur: -Egoma ters düşüyosun, çek git burdan!
Arzum Uzun« ; premier précédent
Page 2 de 4.
suivant dernier » ;
Data privacy
Imprint
Contact
Diese Website verwendet Cookies, um Ihnen die bestmögliche Funktionalität bieten zu können.